William Golding Sineklerin Tanrısı incelemesi

William Golding tarafından yazılan ve dünyaca ünlü bir eser olarak kabul gören Sineklerin Tanrısı incelemesi ile sizlerleyim. Eser yakaladığı bu popülerlik ile sinemada dahi kendine yer buldu. Yalın, sade bir dil ile okuyucuların kolay bir şekilde anlayabileceği anlatıma sahip olan kitap, okunacak kitaplar listemden de silindi.

Kitap nasıl okunmalı?

Uzun zamandan beri kitaplıkta okumayı bekleyen kitap için derin bir okuma ve anlatılan olayların ötesindeki mesajların anlaşılması adına oldukça önemli. Bu nedenle kitabı okumayı düşünen kişiler için öncelikli olarak önerim kitabı sıradan bir kitap gibi okuyup geçmeyin. Aksi halde bu kitap sizin için sıradan bir kitap dahi olmayacaktır.

Sineklerin tanrısı verilmek istenen mesaj olarak oldukça farklı. Zira inceleme için araştırma yaptığım durumlarda pek çok kişinin olumsuz ve adeta kitabı yerle bir eden değerlendirmeleri, biraz üzüntü yaratmış durumda. Sineklerin tanrısı okuyanlar bu konu altında kendi düşüncelerini aktarırsa, kitap için farklı bir değerlendirmeyi birlikte yapabiliriz.

Sineklerin Tanrısı incelemesi – Kitap çocuk kitabı mı?

Başlangıçta uzun yıllar çocuk kitabı olarak sanılsa da şu anda kitap herkes tarafından okunabilecek düzeyde. Bu süre zarfında çocuklar için okullarda dahi okutulan bu kitap için özetler de hemen her yerde kopyala yapıştır şeklinde mantar gibi türemiş durumda.

Sineklerin Tanrısı konusu ve ana fikir ne?

Sineklerin Tanrısı tema olarak insanların bir araya gelmesi ile şartların nasıl değişeceğine, durumun masum olarak görülen çocuklar dahi söz konusu olduğunda ne kadar vahşi bir hale gelebileceği. Bu bakımdan piyasaya dolaşan Sineklerin Tanrısı PDF tanıtımlarında da kitabın dil, anlatım ve konusuna dair incelemeler yapabilirsiniz.

Sineklerin Tanrısı ne anlatıyor?

Savaş döneminde uçak ile güvenli bölgeye gönderilen çocukların uçağın saldırıya uğraması sonrasında adaya düşmeleri konu alınıyor. Adanın farklı bölgelerine düşen çocuklar, kısa süre içerisinde sahil kenarında toplanırken romanın ana karakterlerinden olan Ralph ve Domuzcuk ilk olarak karşılaşan iki karakter oluyor.

Ralph ve Domuzcuk…

Daha sonrasında ise iki çocuk (ki kitap boyunca en çok okuyacağınız karakterler) ile başlayan topluluk, kısa süre içerisinde artıyor.  Çocuklar bir dizi kurallar ve yapılacaklar belirleyerek birlikte yaşamaya çalışsa da kısa süre içerisinde işler değişiyor. Masum olarak görülen cennet köşesi bir ada, bu çocukların kurduğu farklı hiyerarşi ile birlikte çok farklı bir yaşam alanı oluyor. Kitabı okumak isteyenler için fazla detay vermemek adına hikayeyi genle hatları ile bu şekilde noktalıyorum.

Sineklerin Tanrısı film uyarlamasını da kitabı okuduktan sonra öğrendim. Oldukça dikkatimi çektiği için izlenecekler listeme aldım. Filmin Youtube’da altyazılı hali ise şöyle;

Sineklerin Tanrısı’ndan notlar

Kitap için aktarabileceğim önemli gördüğüm detaylar şöyle;

  • Çocuklar yaşamlarında büyüklerinden yardım almayı ve karşılaştıkları her bir sorunda onlara danışmayı öylesine benimsemiş durumda ki adaya düştükten sonra “Keşke yetişkin biri olsaydı” şeklinde yakınmaları dikkat çekiyor. Sürekli olarak yetişkin bir kişinin neler yapabileceği ve adadan nasıl kurtulabileceği sorgulanıyor.
  • Korku çocuklar için büyük bir engel. Korkuları nedeniyle adada çaresiz bir şekilde ölümü beklemeyi dahi göze alabiliyorlar.
  • Kurallar koyandan ziyade korku yaratan kişinin liderliği kolayca benimsenebiliyor. Ceza almamak çocuklar için en büyük ödül ve bu nedenle de sonu ceza getirmeyecek olaylara yatkın olabiliyorlar.
  • Çocukların davranışlarında ceza ve büyüklerin bağrışlarının etkisi çok fazla. Yetişkinlerin olmadığı bir ortamda çocuklar ceza almayı gerektirecek hareketler yapmaktan kaçınmıyor.
  • Konu yaşam olduğunda çocuklar içerisinde dahi birisinin öldürülmesi çok kolay ve normal kabul edilebiliyor.

Türkiye İş Bankası yayınlarının basımını okuyacaksanız, sonda Mine Urgan tarafından yapılan sonsözü de mutlaka okuyun.

Sineklerin Tanrısı’ndan bir görsel…

Sineklerin Tanrısı alıntıları

Demek istediğim şu… Bizden başka canavar yok belki…

En büyük düşünceler en basit olanlardır.

Neyiz biz? İnsan mı? Yoksa hayvan mı? Yoksa vahşiler mi?

İlk yapılması gereken şeyleri hemen yapamazsanız, gerektiği gibi davranmazsanız, gelip sizi kurtaracaklarını ummaya ne hakkınız var.

Evet, gülün. Hadi, gülün. …öyleleri var ki, her şeye gülebiliyorlar. Güldüler de, sonunda ne oldu?

Eğer bir yüz, üstten ya da alttan ışık aldığına göre değişiyorsa, neydi bir insan yüzü? Her şey neydi?

Yani, çok mu işimize yarar saatin kaç olduğunu bilmek?

Oysa kendi çocukluğuna ve yakından tanıdığı çocuklara duygusallıktan arınmış gerçekçi bir gözle bakabilenler, çocukların küçük birer melek değil, tıpkı yetişkinler gibi birer insan olduğunu bilirler. İnsanlarda ise, ister büyük ister küçük olsunlar, hem iyi hem de kötü içgüdüler vardır. Anne ile baba ve eğitim kurumları, çocuğu olumlu biçimde etkilemeye, iyiye yönelen içgüdülerini geliştirip kötüye yönelen içgüdülerini engellemeye çalışırlar. Uygarlığın amacı da budur aslında. Bu uygarlık süresi içinde en büyük görev topluma düşer.

Birinden korkunca ondan nefret edersiniz ama boyuna da düşünüp durursunuz onu. Kendi kendinizi aldatırsınız; aslında kötü değildir dersiniz. Ama onu görünce, tıpkı nefes darlığına tutulmuş gibi olursunuz, soluk alamazsınız.

https://1000kitap.com/sineklerin-tanrisi–6594/alintilar
Summary
Review Date
Reviewed Item
Sineklerin Tanrısı İncelemesi (Kitap)
Author Rating
51star1star1star1star1star

Add a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir